PISA NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİDİR? EĞİTİMİN KÜRESEL KARNESİ

PISA NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİDİR? EĞİTİMİN KÜRESEL KARNESİ
PISA 2025 Sonuçları: Küresel Başarı, Gerileme Eğilimleri ve Ülke Bazlı Yansımalar
Bratislava, Eylül 2026 — OECD Raporu Değerlendirmesi
1. PISA NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİDİR?
Sonuçlara geçmeden önce PISA' nın ne tür bir araç olduğunu hatırlamakta fayda var. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, kısaca PISA, OECD tarafından geliştirilmiş bir tarama çalışmasıdır ve OECD Eğitim Direktörlüğü'ne bağlı bir yönetim kurulunca yürütülmektedir. Programın en çok yanlış anlaşılan yönü bir müfredat sınavı sanılmasıdır; oysa gerçek amaç bir ülkenin müfredatının ne kadarının öğrenildiğini ölçmek değil, on beş yaşındaki bir gencin okulda edindiği bilgiyi günlük hayatta karşılaştığı yeni ve tanıdık olmayan durumlarda ne ölçüde kullanabildiğini anlamaktır.
Yaş grubunun neden on beş olarak belirlendiği de tesadüfi değildir: PISA öğrencilerin girdiği merkezi bir sınav değil, örneklem içine seçilen on beş yaş civarındaki öğrencilerin kendi okullarında uyguladığı bir değerlendirmedir ve bu örneklem sınıf düzeyine göre değil yaşa göre oluşturulur. Bu yöntem, farklı eğitim sistemlerinde öğrencileri aynı gelişimsel noktada karşılaştırabilmeyi mümkün kılar. Değerlendirme fen bilimleri, matematik ve okuma okuryazarlığı alanlarına odaklanırken; öğrencilerin motivasyonu, öğrenme biçimleri, okul ortamı ve aile geçmişine ilişkin verileri de toplar.
1.1. Tarihçe ve Uygulama Döngüsü
PISA, 1997 yılında OECD tarafından geliştirilmiş ve ilk uygulaması 2000 yılında gerçekleştirilmiştir. O tarihten bu yana üç yıllık periyotlarla tekrarlanan araştırma, her döngüde fen bilimleri, matematik ve okuma alanlarından birine ağırlıklı olarak odaklanır; diğer iki alan ise ikincil düzeyde ölçülmeye devam eder. 2025 döngüsünün ağırlık noktası fen bilimleri ve çevresel okuryazarlık olmuştur. Testlerin hazırlanması, çevirisi, uygulanması ve analiz süreçleri, PISA Yönetim Kurulu gözetiminde oluşturulan uluslararası bir konsorsiyum ile her katılımcı ülkede belirlenen ulusal merkezler tarafından yürütülür.
Programın nihai hedefi, ülkelerin kendi eğitim politikalarını karşılaştırmalı ve uluslararası kabul görmüş bir çerçeve içinde değerlendirebilmesidir. Bu yönüyle PISA, yalnızca bir sıralama listesi değil; öğrenci başarısı ile okul kaynakları, öğretmen niteliği, aile geçmişi ve sosyoekonomik koşullar arasındaki ilişkileri ortaya koyan bir politika aracı olarak da işlev görür.
2. 2025 DÖNGÜSÜNÜN GENEL TABLOSU
OECD'nin 91 ülkede 15 yaşındaki öğrencilerin akademik yeterliliklerini ölçtüğü PISA 2025 dönemi sonuçları, Eylül 2026'da Bratislava'da kamuoyuyla paylaşıldı. Bu döneme fen bilimleri ve çevresel okuryazarlık konularının damga vurduğu araştırma, dünya genelinde gözlemlenen gerileme eğiliminin eğitim çevrelerinde derin bir öz eleştiri ve reform arayışını tetiklemesine yol açtı. Toplamda yaklaşık 760 bin öğrencinin katıldığı değerlendirme, akademik başarının yanı sıra öğretmen yeterliliği, okullar arası fırsat eşitsizliği, dijitalleşmenin öğrenme süreçlerine etkisi ve öğrenci ruh sağlığı gibi başlıkları da yeniden gündeme taşıdı.
Bu dönemin en çarpıcı özelliği, tek bir ülke sıralamasından çok, ortalamaların seyrinde görülüyor. İki zıt eğilim iç içe geçmiş durumda: bir yanda akademik performansını istikrarlı biçimde artırmayı başaran birkaç ülke, diğer yanda yıllardır süren bir gerilemeyi bir türlü tersine çeviremeyen geniş bir ülke grubu.
2.1. Yükselen Taraf: Doğu Asya Liderliğini Sürdürüyor
Yükselen tarafta Doğu Asya bölgesi bulunuyor. Fen, okuma ve matematiğin üçünde birden OECD birinciliğini elinde tutan Japonya zirvedeki konumunu korurken, Güney Kore de bu üç disiplinin tamamında ilk üç sıradaki yerini sürdürdü. Kıta Avrupası'nın en başarılı ismi ise fen bilimlerinde öne çıkan Estonya oldu.
Ülke | Fen Bilimleri | Okuma | Matematik | Not |
Japonya | 538 | 503 | 525 | Üç alanda da OECD birincisi |
Güney Kore | — | — | — | Her üç disiplinde de ilk 3 içinde |
Estonya | 527 | — | — | Avrupa'nın en başarılı ülkesi (fen bilimleri) |
Not: Tabloda yalnızca kaynak metinde açıkça belirtilen puanlar yer almaktadır; belirtilmeyen hücreler boş bırakılmıştır.
Bölgedeki yetkililer bu tabloyu övünçle karşılasa da, sınav odaklı yoğun akademik rekabetin öğrencilerin ruhsal iyilik haline verdiği zarar uzmanlarca eleştirilmeyi sürdürüyor. Özellikle uzun çalışma saatleri ve özel ders kültürünün gençler üzerindeki baskısı, bölgesel eğitim tartışmalarının kalıcı bir gündem maddesi haline gelmiş durumda.
2.2. Gerileyen Taraf: Avrupa'da Kaygı Verici Tablo
Gerileyen tarafta ise Batı ve Orta Avrupa'nın büyük bölümü yer alıyor. Almanya, Avusturya ve Fransa'nın okuma ve fen alanlarında OECD ortalamasına yakın ya da altında kalması, bu ülkelerde "krizin resmileşmesi" tartışmalarını başlattı. Uzun yıllar PISA'da örnek model gösterilen Finlandiya da bu gerileme eğiliminden payını aldı; ülkenin önde gelen eğitimcilerinden Pasi Sahlberg ile diğer yerel uzmanlar bu tabloyu artan ekran süresine, sınıf içi dikkat sorunlarına ve okuma alışkanlığının zayıflamasına bağlıyor.
Artan dijital ekran süreleri ve azalan okuma alışkanlıkları, Finlandiya'nın PISA performansındaki gerilemenin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
— Pasi Sahlberg, Eğitim Uzmanı
3. ORTAK PAYDA: SİSTEMLER NEDEN GERİLİYOR?
Ülke bazlı farklılıklara rağmen, gerileyen eğitim sistemlerinin işaret ettiği nedenler şaşırtıcı derecede benzeşiyor. OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher, raporun tanıtımında bu ortak paydaya dikkat çekti.
Sadece bilgiyi ezberleyen değil, bilimsel kanıtları eleştirel bir süzgeçten geçirebilen ve iklim krizi gibi küresel sorunlara çözüm üretebilen müfredatlara sahip ülkeler ayakta kalıyor.
— Andreas Schleicher, OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü
• Dijitalleşme ve dikkat süresi: artan bilgi kirliliği ve kısalan dikkat süreleri okuma becerilerini doğrudan tehdit ediyor.
• Ekran süresi ve okuma alışkanlığı: klasik okuma kültüründeki zayıflama, birçok Avrupa ülkesinde ortak bir sorun olarak öne çıkıyor.
• Yapısal eşitsizlikler: Almanya'da göçmen kökenli öğrencilerin entegrasyonu, Çin'de kırsal-kentsel fırsat farkı, aynı sorunun farklı görünümleri.
• Öğretmenlik mesleğinin cazibesi: küresel öğretmen açığı ve mesleğin toplumsal itibar kaybı, öğrenci başarısını doğrudan etkiliyor.
Uluslararası Eğitim Enternasyonali (EI) yetkilileri, yayımladıkları değerlendirmede bu son maddeyi özellikle vurgulayarak, öğretmen niteliğinin ve okulların fiziki koşullarının öğrenci başarısını doğrudan şekillendirdiğini belirtti.
Bu dört başlığın ortak noktası, hiçbirinin tek başına bir ülkeye özgü olmamasıdır. Aynı sorunlar farklı oranlarda hemen her eğitim sisteminde gözlemleniyor; bu da PISA 2025'in ulusal bir başarısızlık listesi değil, küresel ölçekte eğitim sistemlerinin dönüşüm baskısı altında olduğunu gösteren ortak bir tablo sunduğu şeklinde okunabilir.
4. TÜRKİYE: REFORMLARIN SINANDIĞI BİR VAKA
Türkiye, raporun istisnai örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak metne göre ülke, son on yılda fen, okuma ve matematiğin üçünde birden istikrarlı bir yükseliş kaydetti ve 2022 dönemine kıyasla en yüksek puan artışını gösteren ülkelerden biri oldu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tabloyu; müfredat reformları, STEM yatırımları, dijital altyapı ve öğretmen eğitimi programlarının bir sonucu olarak sundu.
• Son 10 yılda üç ana disiplinde de kesintisiz puan artışı
• 2022 dönemine kıyasla en yüksek puan artışlarından biri
• Reform gerekçeleri: müfredat, STEM yatırımları, dijital altyapı, öğretmen eğitimi
• Eksik kalan alanlar: okullar arası kalite farkı, devamsızlık sorunu
Yerel uzmanlar başarıyı teyit etmekle birlikte, okullar arası nitelik farkının kapatılması ve devamsızlık sorununun çözülmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Türkiye örneği, PISA literatüründe sık tartışılan bir soruya da yeniden gündem oluşturuyor: istikrarlı politika uygulamasının, kısa vadeli müdahalelere kıyasla ölçülebilir sonuç üretip üretmediği sorusu. On yıllık bir zaman diliminde kesintisiz artış göstermiş olması, bu doğrultuda dikkat çekici bir vaka analizi sunuyor; ancak yerel uzmanların işaret ettiği yapısal sorunların çözülmemesi hâlinde bu ivmenin korunmasının zorlaşabileceği de değerlendirmeler arasında yer alıyor.
Not: Güncel haber kaynaklarında PISA 2025 için farklı puan setleri de dolaşımda; bu durum raporun farklı yayın dalgalarında (ön bulgular / nihai rapor) güncellenmiş olabileceğini gösteriyor. Kesin resmi rakamlar için OECD'nin PISA 2025 Sonuçları (Cilt I) yayınına bakılması önerilir.
5. SİSTEMLERİN VERDİĞİ TEPKİLER
OECD çatısı altında 91 ülkeden yaklaşık 760 bin öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen PISA 2025'in açıklanması, dünya genelinde eğitim politikalarının yeniden tartışılmasına neden oldu. Öne çıkan ülke ve bölgelerin sonuçlara verdiği tepkiler aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.
Ülke / Bölge | Öne Çıkan Sorun | Açıklanan Politika Tepkisi |
Singapur | Yüksek başarının sürdürülebilirliği | Sorgulamaya dayalı öğretim + öğrenci ruh sağlığına yatırım |
Çin | Bölgesel eşitsizlik | "Çifte Azaltma" politikasıyla ödev/özel ders yükünün azaltılması |
Finlandiya | Okuma ve fen alanında gerileme | Müfredatta daha disiplinli/yapılandırılmış modele geçiş tartışması |
Almanya | Göç kökenli öğrenci entegrasyonu | İlkokuldan itibaren zorunlu destek programları |
Fransa | Okuma ve fende durgunluk | "Temel Becerilere Dönüş" stratejisi, sınıf mevcutlarının azaltılması |
Birleşik Krallık | Okuma ve öğrenci refahı | "Maths Mastery" yaklaşımı + sendikalardan ek kaynak talebi |
5.1. Singapur — Zirvedeki Konumunu Pekiştirdi
Doğu Asya'nın başarılı eğitim modellerinden Singapur, PISA 2025'te de tüm disiplinlerde üst sıralardaki konumunu güçlendirdi. Eğitim Bakanlığı (MOE) yetkilileri, elde edilen başarıyı sorgulamaya dayalı öğretim yöntemine ve öğretmen kalitesine bağladı; yalnızca sınav puanına odaklanmanın yeterli olmadığını belirterek öğrenci ruh sağlığına verilen desteğin süreceğini vurguladı.
5.2. Çin — Yüksek Başarı, Belirgin Bölgesel Farklar
Pekin, Şanghay, Jiangsu ve Zhejiang bölgeleriyle katılan Çin, fen ve matematik alanlarında yine üst sıralarda yer aldı. Yetkililer bunu STEM yatırımlarının karşılığı olarak nitelendirirken, ülke içindeki akademisyenler kırsal-kentsel eşitsizliğe dikkat çekti. "Çifte Azaltma" politikası kapsamında ödev ve özel ders yükünün hafifletilmesine devam edileceği teyit edildi.
5.3. Almanya — Kriz Resmileşti, Reform Çağrıları Yükseliyor
Almanya'daki sonuçlar basın ve eğitim camiasınca "alarm zilleri" olarak yorumlandı. Kültür Bakanları Konferansı (KMK), göçmen kökenli öğrencilerin entegrasyon sorunlarının ve okullar arası imkân farklarının sonuçları olumsuz etkilediğini vurguladı; ilkokuldan itibaren zorunlu destek programlarının devreye alınacağı açıklandı.
5.4. Fransa — Temel Becerilere Dönüş
Fransa'daki sonuçlar, eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Eğitim Bakanlığı, okuma ve fen alanındaki durgunluğa karşı "Temel Becerilere Dönüş" stratejisini sürdüreceğini açıkladı; sınıf mevcutlarının azaltılması ve okuma-matematik ders saatlerinin artırılması planlanıyor.
5.5. Birleşik Krallık — Matematikte Güçlü, Refahta Zayıf
İngiltere matematik ve fende OECD ortalamasının üzerinde kalmayı sürdürürken, okuma becerileri ve öğrenci refahı konusunda soru işaretleri doğdu. Eğitim Departmanı (DfE), "Maths Mastery" yaklaşımının olumlu sonuç verdiğini belirtti; okul liderleri sendikaları ise devamsızlık ve bütçe kısıtlarına dikkat çekerek ek kaynak talep etti.
6. SONUÇ VE BEKLENTİLER
PISA 2025, tek bir küresel eğilimden değil, birbirine paralel ilerleyen birkaç ayrı hikâyeden oluşuyor: Doğu Asya'nın akademik üstünlüğü ile bunun bedeli olan öğrenci refahı sorunu, Avrupa'nın dijitalleşme kaynaklı okuma krizi ve Türkiye'nin reform temelli kısmi başarı örneği. Bu tablo, PISA'nın kuruluş amacına da işaret ediyor: yalnızca sıralama üretmek değil, ülkelerin kendi eğitim politikalarını karşılaştırmalı verilerle sorgulamasına imkân tanımak.
OECD'nin Nisan ve Mayıs 2027'de yayımlayacağı yabancı dil (İngilizce) becerileri ve "Dijital Dünyada Öğrenme" başlıklı alt raporları, bu tablonun hangi yönde derinleşeceğini gösterecek.
Sonuç olarak PISA 2025, eğitim politikası yapıcıları için iki paralel gündem ortaya koyuyor: bir yandan akademik başarıyı artıracak yapısal reformların sürdürülmesi, diğer yandan bu reformların öğrenci refahını ve eşitliği gözeten bir çerçevede yürütülmesi. Önümüzdeki döngülerde bu iki eksenin nasıl dengeleneceği, hem Doğu Asya'nın hem Avrupa'nın hem de Türkiye gibi yükselişteki sistemlerin karşı karşıya kalacağı ortak sınav olacak.